18 Şubat 2012 Cumartesi

koşullamalar

Ya nar yanarsın




biri söylesin şu yağan kış güneşi
ölü bir resim duruyor çerçevede
aklıma güzel şeyler geliyor
ben eskiden hiç büyümemiştim
büyüsü olgun bir çerçevede deliler
kıs kıs gülerken
içimde bollaşan yüzünü
öptüm dediler

kapanmış köy yollarıyım sanki
açacak bir göğsüm yok şöyle iri iri memeler
başkaldıran dizelerde uçuk bir anlam
ne desem başımda soğuk pencere
bilmediğim yerlere bakar artık
üç kişi omzunda sarı sıcak ilmekler
aklım karışık bir besmele

yaşadığıma hükmet sevinmiş ol
bir şişe şarap çağır saçlarınla
kızıl kıyamet kopsun sonrası
el pençe durmaktan aşka
belli ki koalisyona hazır değil serçeler
saçaklarda ürkekçe endişeler
sıçrayışlar kuşağı belimdeki
başımda telgraf direkleri
geçiyor kalabalık şiirler
lakin içim bir hoş değil bihoş
yüzümde dalgınlığın biri

biri söylesin şu yağan yağmur
sonrası tipiye çevrilen dağlar
tipimde büyük değişiklik yok
içimin arzusu kapalı şişe
bir deniz boşluğunda
eyleşip durur gemileri

bir bardak içinde sözün
köpürtüye durmak nasıldır
dudaklarımda bir tebessüm bulutu
gözlerin altına yerleşir

susamam gittiğim yerler peşimde kangal
karlı köy yolları
bacasında öksüzlük çıkan
beynimde çimli düşünceler
sus aç gözlerini eğil içimdeki saraya
ben delinin tekiyim
ayaklarının biri

başım gittiğine yanar sen öptüğüne
kırlaşmış aklıma bir teker takılır
sen dünya ben yollar
sen dağlar ben sepilmiş mayın

bir sonu elbet vazgeçer içim
arzu besleyen kısraklar kaşa doğru

delisiyim arzunun ham gözlerinde
kara ışıltılar saçarak
denizden gelmiş densize doğru
belli ki bir ölüm çukuru
sığınmış olabilirim gözlerinin altına

kirpiklerini açık tut
sonra kırp beni


Hüseyin Bozkurt