13 Ocak 2010 Çarşamba

düşlere yağan çekince

yüzüne kalsam: uçurum
yanağından söz eder avlu

öpsem ..yorulsam
düşsem yaralarına
kansam kanasam saatlerce
kabuk bağlasam
bir söz alsam çam ağacı
kar tutan yokluğa

beyaz gülüşler içerden
kalbine değecek kadar ıslak

nameler gelecek
ahşabı süpüren gelincik

kiremitlerde baygın kokusu toprak
mendilim ateşte
katlayacağım şiirler sevgilim

ne zaman bir martı gökyüzünde
saçlarım bulut bir kaç dize
okul yolu bir çift belik
sınıfı geçmiş uzaktan
sisli düşlere yağan çekince

geçmişi yeniden giydir
terziye aşkların ölçüsünü ver
gün görsün dünya
yer bulsun ayak

hangi düşü biçsem gözlerim iplik
söz teyellenmiş arzu
çığ yeniden tenine
süpür beklenti yumağını

bu yokuş yaş tutmuyor
kaygan sevinç köprüsü
tırmanıyor belden yukarı
aşk tutunmuyor

doğurduğuna kesse kurdele derin çığlıklar beslemiş uyku

kalbim bağlanmıyor
kalbim süte kesik

at aşağı ot beni
çocuk sesi kesilmiş meltem
büyümeyi sokaklarda unutmuş eşik
bir yol

ikindi sonrası iyi gelmiyor
kanıyor pencereden
bir güle sessizliğim

çamaşırlar serili merdiven
yakamda hayal çiçeğin

savrulsam gücü kalmasa ayrılığın


Hüseyin Bozkurt