1.
hayıtlardan selam getirmiş bezirgandım
uzun komşuluklar oldum.. bir cümlenin keyfi
kiralarken yüzün buruşukluğu..bendim
kısa devrelerde olgun süvari
hiç sözüm olmadı sevdayı kırk
kılı heybesinde saklayan
dizgelerde sorumlu değil : ahvalim
dört nala Mezopotamya
söz çarmıhında duralı İsmail
bu ne haç..mevsim yöredir güneşi kıble
bana halkların kafiyesiyle seslen !
2.
düşümün terliksi hayvanıydın
taş evlerden serinlik buldu geçmişim..yaşıyormuşum
göğsünde bir akrep kardeşim
zehrin sunağına dimağ
aklın mintanını düşürdüm..üryanım
aynam yok karşımda bakınan
başucumda ölüm koklayan
gölgenin düştüğü yerdi : karanlık sorular
irin : kalbin sarnıcında taşan
korungasında asma..şarabın kavmiydik
hüznümün alkışına gark etme
yedi koldan saralıyım..
parşömen kesmiş kitap bilmez soluğun
maralı ürkekçe veren
3.
atların çokluğuyla hızlandı ömrüm
nefes taburcuyken orta koğuşa
baş belası terlerim göğsünde
çamurdan heykeli yontuyordu
ikna edebilir dudaklarım
çıkmak için dilinde sözcükleri
taş konuşursa kalbin.. yüz silah
bağışla göğsünden inmeliyim
karışmalıyım küle
nehirler emzirir yetimliğimi
Hüseyin Bozkurt
27 Aralık 2009 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder