30 Aralık 2009 Çarşamba

sığ sularında ömrün

denize boğulunca..

aşkı nehire gömdüm//

--uyandım düşleri dibinde bir bambunun

:::geçerken karşıya:::
kırlandı bir tutam çayır

uzun çavlanlarda atlayan kuzuydu uykum

bakındım bir hayat peşimde susuyor<<<
>>zıplıyor çenesinde durgunluğum

neymiş !!
nefesinde buğlanmış
sönük ay çiçeğiyken yüzüm

besledi hüznüme yulaftan bir örtü

sarılmak için kendime dipsiz boğuntuyu
bir sazlığa yerleştim..sin at
saçımda öğle güneşi duruyor üç öğün
üç ses arada pir sultan

aşksaymış meğer hindiba
devedikeni özre nöbet

bir uzun hac dönerken cadılar
zulmü çadırda doğdular

yüzdü sığ sularında ömrüm...kuma
saldılar

doğmuşken b a ş k a hüzün


Hüseyin Bozkurt

29 Aralık 2009 Salı

k a n a d ı bana

bir tuta kül yüzümde avuç
akşamın koyu safası

tası üç katlı ranza
uydurak

yol hizip ayınden beri
tepin eyvanda ışk

bir çapak sanki havada
değdi k a n a d ı bana

aklı başka kurak

en geli m çığıran yağmur
suskurak
ince dane sevgili

koyu kırlangıçta zarfım
aç kendime narsist
üç düş delisi

kalbime heyelan bu çığ kurak
akşamı hellim


Hüseyin Bozkurt

y aşı yorum

bütün adları kırbaçlıyorum

suskunluk soyunan ağacı
çırpıyorum kalbime

sedirden bir uyku
saçlarından kuyuya : üşüyorum

tanışık geliyor ilmiğin sonu
taba rengi
kandığım gülüş asılıyorum

bir sarı çiçeklenme boynum
açıyorum

rüzgâr tanışık bir cümle esiyor
yağmursa güvercin yemi

üstüm başım yalabık
bir düzen teşhirci

y aşı yorum


Hüseyin Bozkurt

has...tir

bir uzun çağrıştır suvar
yüzümde iki kardeş sevinci
düş uzar kin bilmece

elin ki dalgın çerçeve
düşer sesimden

pelit olur öngörü
azlığa hüküm

yüzüm sayıktır : hece
eldiven
kar tutmuş resim

istemi kitledim odalara
yalnızlık sürdüm

keyif bir caka kışlıkta
keyif bir huşu serde

has...tir

Hüseyin Bozkurt

27 Aralık 2009 Pazar

Ana(dolu)kar'yam

hiç büyümese doğurduğuna taş mektep..silmez ola kalbini gümüş sikke

tüm anneler için bir senfoni..://




toprak kokusu yayılan

üzüm bağları

genleri çekilmiş sümer

kargılanmış

derisinde taş evler


ah..mezopotamya göç iskânı

doğurabilirsin içinde taşıdığın isyanı


annemi vurdular yüzümde ..sesi yayılan

kuş sürüleri

ne basra eskisi şen

ne halep küskün yemeni

güneş çocukları..tüm esmerliğiyle

nabulkadnazer..salahaddin eyyubi

bir çırak eskisi gılgamış..yedi yerinde kargı


ninovadan bir taş atsam

düşmez seni

hadi doğur kan revan

köprüler kur yanağımdan

sana doğru

sen eski diclesin..bulanık akar geçmişin

dizinin dibinde süryani



yasla beni gölgene

saat erken

sana kurulu

ellerin nasır dağ havası

gözlerinde kurumuş pınarın

bir gün görsen aktığımı


yüzüm çocuksu değil artık

yüzüm kurak

ortasında vurdular annemi





Hüseyin Bozkurt

yaramı derinden öpen

doğruladım hayatı yanlışlarıyla
birkaç cennet yarattım ölülerimden

ömür .; temize çekilen gün ışığı
uyandım etrafında sabahın..utandım

vicdan oralı değil
usancın adresi mızraktır
çalarsın durmaksızın kalbe
çalarsın bir yankı .öl der.
yaşamak ağır işkence

baktıkça içine baktıkça dökülen sır

tuhaf varlıklar kaynayan..elinde
kalbin kara bir kazandır

kaldırabilirsin bir dağa
günahlarını..dağ kalır altında ağırlığının

mümkünse kendine bir ağaç dik
üvey kuşlar getir dalına
bir ateş yak ..özem özem
mirasındı tırnak izlerin

..yaramı derinden öpen

Hüseyin Bozkurt

nehirler emzirsin yetimliğimi

1.

hayıtlardan selam getirmiş bezirgandım
uzun komşuluklar oldum.. bir cümlenin keyfi
kiralarken yüzün buruşukluğu..bendim
kısa devrelerde olgun süvari

hiç sözüm olmadı sevdayı kırk
kılı heybesinde saklayan

dizgelerde sorumlu değil : ahvalim
dört nala Mezopotamya
söz çarmıhında duralı İsmail
bu ne haç..mevsim yöredir güneşi kıble

bana halkların kafiyesiyle seslen !

2.
düşümün terliksi hayvanıydın

taş evlerden serinlik buldu geçmişim..yaşıyormuşum
göğsünde bir akrep kardeşim
zehrin sunağına dimağ

aklın mintanını düşürdüm..üryanım
aynam yok karşımda bakınan

başucumda ölüm koklayan
gölgenin düştüğü yerdi : karanlık sorular

irin : kalbin sarnıcında taşan
korungasında asma..şarabın kavmiydik

hüznümün alkışına gark etme
yedi koldan saralıyım..
parşömen kesmiş kitap bilmez soluğun
maralı ürkekçe veren


3.
atların çokluğuyla hızlandı ömrüm
nefes taburcuyken orta koğuşa
baş belası terlerim göğsünde
çamurdan heykeli yontuyordu

ikna edebilir dudaklarım
çıkmak için dilinde sözcükleri

taş konuşursa kalbin.. yüz silah

bağışla göğsünden inmeliyim
karışmalıyım küle

nehirler emzirir yetimliğimi

Hüseyin Bozkurt

katlı düşlerin eski sevdası..tam oniki yerimden bıçaklı

hırkamı düştüm yer deniz
bir hayat güldü çocukluğun sakalından
milli sulara

övüncün gerilimiyle beslenen açlığım..şimdi pusuda gözlerinin

or deniz marjinal kayıtlardan keyfiyet salan kirlilik
baktıkça bağışlanmayı sınan suratı
sabahı çarşaflarda öğle asıyor

kurumuş bir mendil arka cebimde..katlı düşlerin eski sevdası
tam oniki yerimden bıçaklı

azgın kanamayı zamana yaydı keten düşlerim
esrarengiz bir çuvalda

yoktun..işlenmiş mendile sarılmaktı ısrarım
parmaklara gümüşten bir halkayı
kalbimin kuyusuna atmaktı

yağmur perperişan küskün bir dudaktır artık
yağmur koyu hisardır göğsüne
çırpındıkça kara bir deniz boş yere

döküldükçe kum harçlandı kalbe
hırkama beton

Hüseyin Bozkurt

işporta ruhumda kaçtığım cinnetler tutuşsun

bir yangının hera'nıydık
tutuştu çeyrekliğin kalbi paçalarından
mektuplar taşıyan güvercinin

taradığı boşluktu yüzün..tırmayınca hayat yokuşa
belleğin sularında sabahladık..terin dilimde pazar ayini
muhacir bir aşkınlık uğruna tutunamadık..sandığımız gülüşlerce mum

söndü alışkanlık ; araf
silah tücarlarının kapadığı sayfa : kan kokar
canavar beslemiş yılgınlığım

boynun ince uzun ve narin
nereye ..çocukluğu salıncakta unutulan

göz yaşlarım kaldı sana
ikram edeceğim..unutma bir közün yattığı yerde
insan etleri vardır yanık kokan

mevsimler geçici bir heves sardı benliğe..iklimler
öyle böyle dersini çalışmış seyirci..replikler dudağımda kalın
bir hayat satıyordu..aldın..pişman değildin dalgınlığa

bırak pazarlar yürüsün işporta ruhumda
kaçtığım cinnetler tutuşsun

Hüseyin Bozkurt

tırnaklarında uzat kibrimin inadını

yoğun taşkınlıkla öpme ! kuru gürültüye gidemem
sesim çitlerden atlayan tomruk olur
orman arayan bir adam eskisi belki..kılığında devlet övüncü
sustalı bakışlar sıkınan..parmakları

zincire tanışıktır..bir sevdayı sevdaya

ateş sevmiş bir hamurdur dumura gelen
olur da zamansız düşer korkularımdan

yüksek sesle sevişme beni..daha dündüm
çaputtan düş ezmesi..her yerim baskının
yedi rengi..oyalı kenarında bir derenin

parmaklara hayaller süren..dağılmasın
harcı yenilmiş bir zümrenin taşları
efsunlu böcektir öpersen..çıyan olur

ey yam..bin parçaysam yüzün artığım
bir kaç gün sessiz kal ..zehrin gittikçe ağulansın
kalbime düşmüşse fırat..bir yanda sırat
geçte öp.çer de çöp

tırnaklarında uzat kibrimin inadını

Hüseyin Bozkurt

22 Aralık 2009 Salı

ısrarı bir meleğe giydir

fayda yok ısrarı bir meleğe giydir
uzun soluklan dizi dibinde
ayın son şeklini çalsın gülüşü
kara hançere beslensin
kınında doyursun sütü

suçludur bir nehrin buluşması çağla
yüreği okla git ey raqip
kahır bir gülüştür sükunetin
ayarı çözülen ilmik ya bu sessizlik
divanı yardan kubul

sesin ezası dedik ilk çığlıklara
argın yerleri inayetin
söz kamıştan çekilen mürekkeb

anlam davetsiz duyu
ya bu kuyu çağrılan nakip peşin bir aldırış
dölünde kimsesizin
uyut bir pişmanlığı

yar dudağında gezinsin kuşku
akan süt vebalıdır kan sarılmış tütün
ince bir duman süzülür dilin ahı

fayda yok ısrarı çime sor..at uzağına yeli


Hüseyin Bozkurt

27 Haziran 2009 Cumartesi

bir şiir seyri


yırtık defterlerden şiirler
dökülmüş kıyısın bir istanbul

soluğu yunus telaşında ağlardı
kronik seslerden kalma bir çağ
durmadan o simbiyoz denize

iskenderiye
eski uygarlıklar vurmuş akdenize

zil gana
kervan sesleri
bir azınlığın gidişi çanlarında
yırtık papürisler
aşka dair ne varsa

durup dururken oynaşmayı bekleyen
bir horon şimdi

ey istanbul bir şiir dikeceğim
köpüklü şairlerinden kurtulacak
göğsüne diktiğim çağ

21 Mart 2009 Cumartesi

defaksiyon




--------------------------------------------------------------------------------

1.

sürmelim keyif çattığım
yıkandığım topraklarda
kuru havuzdun

kuşlara sattım kirlerimi

kırılabilir kanadında sandaletim
yürüdüğün tırnaklara nakıstı
tırmandığım gökyüzü

bir şapkaydım başına gülen
ağır şarkılar derdim kırlardan
sonbahar hüzünleri taşmış harmanlar

gökyüzü sürmüş yere
gökyüzü bilmiş dere
sesimde çıyanların

sana güller gitmedim
karanfil kokmadım ağzında
işkembe süvari yalnızlığı
hiç sevişmedim

güldürmedim akları bir daha
yalnızlığa kör tıraşları


2.

düşün sularında ısınan göçebeyim
tüm varlığımı malına bildin
susuzdum açtım yoksuldum
gezintim suratında berhava

düğmeler ilikledi sulardan
derin ömrüm
sabahlar uyandı sakalında
karayı aklayan

sandaldım sandın etim
karıncalar ordusu beynim
düşündükçe bir deniz orda
çekildi sularıma

karaydım kapkara karşında
sarışın düello halim

3.

bir zaman geldin amanı
ahım bir kuş kanadı
uçtu yuvasından
uçuş o uçuş

der ter demeden ovaları
göğsüne dinlediğim
kalbimin yırtık teki
bana bol geldi

sesim karışır tırnağına
dişlerin serdikçe beni
ey tohum çimde gel
yağmur buralı

anlam kargaşasında ayıkla güneşi
çam değil uzanan
dalına konmuş iğnesi

batır acı kalbime
bal eylesin sıvası

4.


kalbime astım gülüşlerini
resim oldum çatında
alnının her saati

uzunca kaldım yaz güneşi
sarardım keyifle
çatlayan dudağında

şemsiyesiz
yağmurlar öptüm

dilimde dilin ıslaklığı
çamurlu geçmişim
anaç sevda heykeli

sıvazladı esmerliği
toprağa yan yatıp
bir tarih dikildim

eteğin yırtmacından
beni bir rüzgar sandı
öptüğüm kargalar

kıştım kıştım
alnımın çatısında güvercin pisliği

5.

uçtum kalbinin sıvasından
döküldüm donuk mayıslar

Hüseyin Bozkurt

5 Mart 2009 Perşembe

beyaz çekilir geceler




ne zaman kalksa bir otobüs
yol oluyorum sevdiğime doğru

şeritler
ezberlediğim güller yan çiziyor sonra
açııyor bir yerlerde unuttuğum gülüşler

sonra buzlu bir rakı silkiyorum
huyumdan aşağı
bir mola anı
anlıyor ve de hınzırca gülümsüyor geçtiklerim

aklıma söz geçiriyor durmadan ..çektiklerim

kaçsam bir dostun rakısından
anlıyorum
alınır papatyalar
kırlar varmaz anasona
endişeler bunalır yersizlikten

bırakıyorum
aklı
bir daha düşmüyor kimse

ve sonra kar yağıyorum ..kar yağıyor
aklımda
siyah bir leke

bir dostun gülüşünde
kalıyorum uzunca

beyaz çekiliyor geceler


Hüseyin Bozkurt

10 Şubat 2009 Salı

cıks

geceler gündüz
farkında değil uyuyan karanlık