.jpg)
bir kış senfonisi..üşütmüş benliğin anatomisi
mavi dünyalar biçti ruhum..herkesin bir olduğu
güneşler çizdi asırlarca..yıkanmak için
hiç bir şey keder değil..dinayetinde saklanmış sır
kesik sesler tanıdı çocukluğum..kış üşüdü merdiven
bahar özleyen fincancı katırları
..ah senin kahven baldıran değil..bana yarin dudağı
vursak benliği aramızda..kimin haberi olur
kimin sevdası uçuşur yürekte
çiçeklere ısmarladık allahı
artık kokuşabilir beyaz..hiç saf değil
kapı önlerinde unutulmuş dibek kaldı..yaşanan
piç eskisi
ciğerler su toplamıyor
buz kıran serçeler üşümüyor artık..kutupta aşk yok
insan gemileri..tayfasız..ceviz ağaçlara dalları kardan
yemiş dolu sayrılık
ilkin parmakları kırıyorum..uzunca ağıtlar düşsün
yer inadı bilmiyor..cesetler tanışmamış toprak
her kırık sarmaz kendini..yedi yerinden
uzunca sarkan taşa
bir yaşam kalmış babamdan
herkes bilmiyor öldüğümü..annem karanlık mutfak
bir tas güvercin yemi..üşümüş balkon
yekinir salkım saçak ihtiyar buz..sanki bahar ateşi bağlarda
üzüm toplayan kıvılcım
odun birazdan yeşerecek..çekilecek ateş
ocaktan..bana bir sıcak çay ver zümrüd-ü anka
terli rüyalar gördüm kısık ateş rengi..palamut sıkıldı dişlerim
meşe yaprakları kestim günlerce..uzundığım tene
başaklar çizdim durmadan..
hep bahar gelsin dedi üşümüş çocuk..bahar örter teni
yağmur sonu şehrin ortası
sevgililer okunmuş kitap ..yırtık sayfası yarım kalmış dudağın
sana gül dermedi kalbin goncası..sana
aşk dermedi yanağımda ..sıkılarak
renk değiştirmedi gömleğim hiç
bir kurşun ıslatarak
gül umudu
hayvanı teninde koruyan vahşi doğa
...
tanıdık sözler geçip gittin..aldırmadın
iğneleyen geceyi dudaklarına
ve sonra kese dolamış
sihir yaratan bacak
çıkarsa ucunda ayaklarımın
..bir şiir yak mum ışığı
titrek bir gölge olursun öptüğüm yere..
kuş olur kar taneleri
savrulan yoksulluk
diz boyu
ellerin bir tutam sarmaşık..bahar düşünen
eski bir dua
toynakları ısıran güneş
aç doyurmaz
çeltik tarlalarına inen su
kesilir ucunda zemheri
buz keser ayaklar yürümüş adam
utancı tarar gökyüzünde
herkes eşit ölmüyor
karnı tok baharlarda
herkes eşit doğmuyor aşka
bana misafir ol
ayak uçlarımda çek soğuğu
üşüyen ben değil diyorum..insanlık
sıcak dişlerinde gerinirken yeryüzü
bir kaç kat yere in..ısınırsın
bir kaç kat eskimiş
bir elbise sarın gözlerine
amcan hatırlanır..sarı bir ışık köpek uluması
çekiştirilmiş etin rol keser hüzünlere
kızgın çölleri suladım içinde dağladım
kızgın yaraları
düşmek için şiire ..elleri çek
kınında..ruh kırmızı
şarap sönerken geceyi
iğneliyor yüzümü
masum bir çocuk
kalbimde taş oynuyor
senin kadar
elleri açık değil
küçük bir evren suratı
tanıyamadığım yıldızlar..çoğalmış
orta yaş bunalımları
kalbi çektim.. kısa boya
bir cüce değil ortalık
dili akla yala lütfen..uzatmalı ıslaklık kalsın aramızda
her bir şey olduğu değil söylemin..içini boşarken kara yağız
bir gök gürültüsü
sıkılır avuçlarımda büyüdüğüm çocuk
gece derilir seslere..yağmur kesilir..etin
niçin siyah..gözlerin eşlik eder suyu
bir bakraç salınan ip
masallardan çıkmalı maskeleri uçurup
düşmeli bir yüzün eteğinden
kan eğil
değil can
ıstırabı titreyen ışık
yüz yüze aramızda
davet edilmiş renk
tutunabilir dilin camına sarkan kış
nesneler biçimliyor ağdığı
serin yaz gecelerini
kıskanan kısa boylu dev
yangın kulelerinde savrulan tipi
şarabın bittiği an
kalemi kırsın..şiir öleceğim ..sevgili
bir kaç satır kalan gökyüzü..bir kaç defne yaprağı
aramızda
Hüseyin Bozkurt
http://www.HBozkurt.blogcu.com
http://utkucem.blogspot.com
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder