28 Nisan 2008 Pazartesi

şeker kâğıdı




şeker kâğıdı



sek sek oynayan kalbime

ceza veriyor attığın bakış

yüksek kibir andante..bir düş içinde

sıralı dövizler sessizliği..uzun yokuş tırmanırken güneş

seyirci boyları

yakamda incecik terk


çizgiler boyu yalpalıyor kurduğum hayal

durup anlıyor hiç içimden geçerek

bir kaç derin mec sıkışmışken buklelerin

sarmalayan hüznümün artığı

bir dost arıyor üşürken yıldızlar

ardımda ayak izleri..çabuk unuttuğum ateş

kalbinin yarısı bendeyken


şiirler deren suyun komşusuydum..inanmıyorum artık

temizliğe bir karış sakal tutarken

içimde derin fırtınalar gök süzlerin inadı

helezonik kaygılar küserken biçim

sarıp sarmalıyım artık serkeşliği

bir şeker kağıdında


yaz diyen kalabalığın boyuna sürdüm

kimsesiz şiirleri

artık uslanır içimde nehirler

çocuklar sustuğu zaman

..bir mola ver..oyuna ilk sen başla

sevinçler küslükler biçim ararken


dönüyor dünya durup düşünürken..

düşünceler kurtluyorum kalbinin kutusunda

her oyunda öfkeli..bir sabır çatlıyor bakışların

artık umurumda değil yazdırdıkların..okursa mektebin bacaları

şiir ayak kurulur

hüzünlerim bayram yeri

oyuncakçı dükkânı


idamım kalbin ortası olsun..yazdığın abeceye

as beni harflerinden






Hüseyin Bozkurt

BULUT OL HAVADA


BULUT OL HAVADA



Ruşen Hakkı'ya


Yaşamak uzun bir savaş soylu
Kasırgalar patlayan gövden
Uzun tut ellerin değmesin
Boylu mendile düşürdüğün iz

Herkes alnının meydanına nöbet
Che miğfer açmış gövden
Saksısıdır sulanan geçmişin

Tut ki ağdasız bir sabahı
Uyandırmadan üflersen içine
Suya iner birazdan akşamlar

Yaşamak suda bir sıçrayış
Derin koşu
Eller bayrak havada

Sen de kuşan öfkeni
Bulut ol havada



Hüseyin Bozkurt

http://www.HBozkurt.blogcu.com

minkale


minkale

Karanfil yürürmüş od’a ve suya..kalbin:sustalı çarşı
bir başka şarkı kepenk dili rüzgâr.. otel kapısı arayan vitrin
yabancı yüzlerin konakladığı esrarengiz uyku..var git ucunda
en fazla aşk var..kılını kırksan dökülür
kepenge özgürlük pörsük memelerin

başkaldıkça uçsuz ovan..çekip gittiler bir çok intiharı
Pazar yeri uykusu:kan sepeti,kolun taktığı yüzük

Hüseyin Bozkurt
http://www.HBozkurt.blogcu.com

incluides


incluides







serzeniş inciler dökümü kabukların
sarı sıcak geçitlerinde gösterisi
yara deşilmeden çerağ sımsıkı
alevi aldınız örtün üstünü kürü

sarın usulcacık boynu kırık abdal zamanın
yükü kalmadan sırın omzuna
belin ve bilen mayna karsan surunda
oynacık dişlerini saklar avuçlarında

gelen gitmiştir mûrur zaman güçlenirken
kaybı itlaf hali deva gelmiştir

Sarın kısacık pasla çevrini tutmaya göl
mani değil kadim turhal ahvali







Hüseyin Bozkurt

tuvaz


tuvaz

1.
beni hiç olmadın yağmur kadar..telaş sürmedin tarlalara

Küçük bir oyun..ne kıymeti var..Arkadya
Memelerin dağ taş

2.
Soyun orman kadar
Suç olmadı tuttuğun dal

3.
Kuş sesleri birikir heyben..kasıklar

4.
Ay tozunca düşler saman alevi

5.
Seni hiç olmadım is gibi camlara..yaz yaz


Hüseyin Bozkurt

iKiZ


iKiZ

Düğmelere çözülen sır
Kaçak mor menevişe

Seslendi yaka : çitile
gülümseyiş : beyaz bir leke

Azar gövdesi teştin
Kıracak inadı
Köpürür su

Ey ömür kirini çek
Elin : kaza süsü

Firkat susmaz bir çığlık
Ne yöne baksan : yüzü


Hüseyin Bozkurt
şiiri özlüyorum sayı:19

mile'NA





ağırlığın yansıyan gözlerinin nurudur..ah milena
dalgalı saçlarına deniz sürmüşsün

bilirsin deniz olmamış çocukluğum
aşrı ülkeler taşır gözlerinden

kutupta hayallerim
eskimo kılığı

dudaklarım buz
dudaklarım çisenti amazonların

oysa yerli bir düşe gelmeliydin
Türkçe kürtçe karışıp

bir kuzunun gözlerinde uyutup fıratı

kan akmayan saatleri takmalıydın koluna

ah..milena..varlığın rüyalarımı delen fırat
akmayan kan



Hüseyin Bozkurt

Agire


Agire


İçindeydiniz yakut bir akşamın
Doğrularıma geldiniz

Dağlara düşündüm
Geceye solan ateşböceklerine
Suya düşündüm serinliğini

Su yalnızca okurmuş teni
Değdikçe ışıl gözlerin yamacımda
Yakuti bir sessizlik düşündükçe seni

Siz orda içindeydiniz yakut bir akşamın
Gözlerin doğruladığı yalanlar içindeydiniz


Hüseyin Bozkurt

siGa


siGa

gülümsemek için vardır kırmızı
surat asmak için değil giyinen sabah
siz öyle uyanın usul usul
uyandırmadan kırmızıyı içimde

siz de bitmeyen bir cevher ve görünmeyen
bir dil s-adı abadan ve İsfahan geçerken kervan
benim yolumda dizili kervan kırk harami
bir yığın gelirken sana gülüş
çalıp gittiler

al bohçamda senin için bunca kahkaha bunca gülüş
açarsan tenini gözyaşım durur..


Hüseyin Bozkurt

http://www.HBozkurt.blogcu.com

küs çiçeği açmadı sancı..her can bir kule





küs çiçeği açmadı sancı..her can bir kule







bulanık şafaklar doğdu kimliği

serin yazgılar sarı ışıklar

karşılığı olmayan yüzlere kaldı

saydı sayılmadı ten boyu


beyaz yaşayabilir.. insan ikinci mevki

düşün..yılgının kollarında sararan

mavi yıldız..genç kuşak çeşnisi

güneş ayılabilir sevmekten

yüzünün bağ yerini

akabilir ayrıksı çeşmelerden bir tutam göz yaşı

tuz bildiği değil annenin kına elleri


masallardan çıkan bir su sanki

arkları çimen yavrusu


köz kalabilir.. göğsünün kalıbı..su yanabilir

ey bu resmi gören ceviz yaprağı

başında salınan bulut

mührü kazımış

dil altında dinmeyen yaralı sözcük


hiç değil inandığın yüz..belki ben geçen dar sokak

oyundu bilmem cezalı

saklanmış ceviz ağacında ev

dört yan sessizlik uğultusu

kulaklarda inanmadığın gülüş

diş çekebilir karnından


düş kaçabilir çorabın ucundan..güz taşabilir sıcağından

haydi yürü oluktan kesilmiş rüzgâr


her şey ıskalamış..bir bir..kendine kavuşmuş sıkılgan ıslık

kara gün dostu dediler

hiç korkmadı sahanlığı sekerekten

konuş bildi düş avluları

kocaman güvercin gözü


aşk mavi küpe kulağında salınan

gezen tırnakların acı şimdi

uç beni sarındığın yastıktan..kalbe inen kör hançer gözleri


bir kızım olsun istedi bu göğ..bakırdan sini

ey zeynep..taşan yıldızların uzak sesi

avuçlarında parlayan tutuş

ey aşk kıvılcımı sözlerin

derin kuşkular kesen

cennet ..ayak ucunda sahte bakıcı


saçlarında bağladı yetimliğe..toprak çilesi bildi

sarındığın fistan..sadece sarıyı kesen

mavi..bir ışıldık yüzdüğün desen


gönlün sultası ademden geçti..şehirler öldü bilinmekten

ayak izleri silinince coğrafya

tarih and olsun aşkın olacak..aşk yazacak çocuk dilleri

ceviz dalına

erken inen bir bulut yağmayacak

çakıyı kuş dili sayan kalp


havalanıp yüreğe doğru

aradı taradı kör sular..dudaklar çivit rengi


acem ellerinde konuşan dil ..şeriati

ya ali keskin kınından sevda ateşi düş




Hüseyin Bozkurt

keleng




keleng


Salınan ipin
Gölgesi ağırlık yapar

Omuzda kuş sesleri hafifliği
Bir eski yüz

Sürer gövdesini
Sazlıklara rüzgâr biçen köylü

Parmakları taş tozu
Yer yer dağılan tarih
Yakası açılmamış küfür

Kayalıklara inmiş
Birkaç kat giyinik gökyüzü

Fışkırır ceninden

Yol boyu aşk
Çamur deryasında sıyrılan hüküm

..ah ..sebebi sönük yıldızlar



Hüseyin Bozkurt

insan hep dağ gider bulutlara


26/2/2008 ·

insan hep dağ gider bulutlara



ha varmış ha yokmuş yaşam yelpazesi

radyo..ajanslarda geçti adım.. ilk ve son tesciliydi varlığım

boynu bükük kaldı kaza süsü verilmiş cinayetim



bir kaç metre bildim gözyaşlarımı silen kefenin

ucuz işgücünden geçtiğini

elim bir sancak virtüözü

zulada kemanî ninniler eşliği

salacakta bir sıra parmak kadar

sevdiğim..başımda dost kargalar



ha patlamış bir çıban ifriti ha çekilmiş bıçak serinliği

alaca yuvarlanırken başım üstünde dönme

dolap ..dolap beygiri

döndükçe pirelenen kibirlik senfonisi

hain bir düş hikâyatında

delip geçer cesedim bağrını..

uzak bir kasaba taşır konduğum şehre



insan hep dağ gider bulutlara



yüreğim çekilir kırlangıç koylarına etim lime lime

beyaz bir çılgınlık seğirtir musalla



cami avlusu gözlerime

korkusuzca tüner kuşlar..döndüm kıbleme..ey hak

bu serencamda kuşlar ruhumun tineriymiş

kedersiz kediler parsellemiş çevremi

kuşlar kediler fukara öykü sebeplenir

serhoşluğu içen hallerim



deniz çekilir gittikçe

yüzeyi çizen martı..med cezir

ayın hükmettiği gerçekliği ışığa serdim..izafi

tatlar altında baldan dönme kumsallar

sandal sanılır salınımlar salacakta destanım



ilk ve son kez dokundum bir kedinin tırnaklarıyla

üstümde gökyüzü bir çocuk kanıyor



ha yazılmış ha okunmuş dualar ardımdan

şiirler retorik..kıyas biçimleyen dizeler


Hüseyin Bozkurt

ölüm ayrılık olur..sevseydim keşke


ölüm ayrılık olur..sevseydim keşke


5/3/2008 ·





kırıldığım taraftan uyanıyor sancı ..saçlarım erkenci telaşında saçak

gün boyu methiye halinde serçe..ince narin elleri

yana yakıla ürperiş sergiliyor baktığım sokaklar..ben miyim bir tek sorumlu

ayak izlerimden geçen ölümler


ölüm ayrılık olur

olmasaydın


bekleyiş uzun bir hal alır karışır gövdem

omuzlarım silker

ateşböceklerini

teselli..yabancı bir hüzün eli..sokak lambası bu denli keder sömürmezdi


uzanır yokluğum yokluğuna.. boydan boya kesilir karanlık..dudak

ayrılık olur..olmasaydın keşke


bayır aşağı adımlarım saat tıkırtısında

otların biçimlediği suret

halıcı kuşlar gördü yemenisinde

ölüm ayrılık olur..uçsaydı


çalakalem sevdiğim adlar geçti göz kuşağımdan..gözlerim niçin kan ..ismin geçerken

ruhumun dipleri fırtına kayış dağı erkenden

yokluğun yüksek kaya..yokluğun gidemediğim orman

seçilir tek tek kayınlar burnumun kıyısında

derin koku

derin sızılar uyandığım çarşaf


şüphe'm ..müphem karışık bir ses her şey yeniden başlar

acıkan yara:
tuz

bahçe döner bahçeliğine

ağaç dalına

gülüne gonca

suyuna dokunur deniz

taşına döner dağ

kış bohçası bahara elma yanaklar çizer

fırında kurabiye ellerin

parmakların tenin terin

küstüğüm bütün şarkılar canlanır petunya

saksı bozar oyunu kelebek seli:

camlar ..gözlerim incelir dere

akar sonsuzluğum akar suyum..


ölüm ayrılık olur..sevseydim keşke








Hüseyin Bozkurt